Anasayfa
Hisar Intercontinental Hospital | Teknolojiyi tecrübeyle buluşturduk
Hisar Çağrı Merkezi
Hastane TanıtımıHastane Tanıtımı Hekim KadromuzHekim Kadromuz Uluslararası Hasta HizmetleriUluslararası Hasta Hizmetlerimiz Doktorunuza SorunDoktorunuza Sorun e-Randevue-Randevu e-Tetkik Sonuçlarıe-Tetkik Sonuçları Hastanıza MesajHastanıza Mesaj Kalite ÇalısmalarımızKalite Çalısmalarımız Sizi DinliyoruzSizi Dinliyoruz Bizi DeğerlendirinBizi Değerlendirin Ulaşım BilgileriUlaşım Bilgileri
e-Servislerimiz

e-Sağlık Rehberi:

Domuz Gribi (Pandemik İnfluenza H1N1)

Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen İnfluenza A adlı virüsün H1N1 alt tipinin mutasyon geçirerek insanlara bulaşmasıyla artık insandan insana geçen, yüksek ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi semptomlarla seyreden son derece bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. 

Domuz gribi ile ilgili ilk vakalar 2009 Mart ayında Meksika ve Amerika'da bildirilmiştir. Amerika'dan Avrupa'ya Afrika'dan Asya'ya kadar tüm dünyaya yayılmış olup, ülkemizde de hasta sayısı ve buna bağlı kaybedilen vaka sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın geniş çaplı salgın olduğu belirterek Pandemi düzeyini 6 olarak duyurmuştur. Pandeminin 6 olması, her ülkede salgının başlayabileceği anlamına gelmektedir. Pandemik virüs olarak tanımlanan virüsün en önemli özelliği, toplumun bu yeni virüs ile daha önce karşılaşmamış olması ve bu virüs ile oluşacak enfeksiyona duyarlı olmasıdır. DSÖ'ne göre Pandemik İnfluenza H1N1 salgını son 50 yılın en önemli salgınıdır.

Bu güne kadar grip virüsleri ile meydana gelen üç büyük pandemi görülmüştür. Bunlardan ilki ve en ağır olanı 1918-1919 yıllarındaki "İspanyol gribi" dir ve yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur. 1957'deki "Asya gribi" nde ve 1968 deki "Hong Kong gribi"nde de 1-3 milyon kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. Salgının yaygın olması, ölüm oranının yüksek olduğu anlamına gelmemektedir. Ölüm oranı %1 kadardır. Özellikle kronik hastalığı olanlar, gebeler ve aşırı kilolu olanlarda ölüm oranının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.

         İnsandan insana, hapşırma ve öksürme ile saçılan damlacıklar yoluyla yayılır. Ayrıca el teması da önemlidir. Virüs ile bulaşık el ve cansız nesnelerle temas sonucu da hastalık bulaşabilmektedir. Hasta olan kişiler, belirtiler görülmeden bir gün önce ve hastalık boyunca infeksiyonu yayabilirler. Bu nedenle okul, iş yeri gibi kalabalık ortamlarda bulunan kimseler özellikle risk altındadır.

Hastalığının kuluçka dönemi çok kısadır, 1-2 günlük bir kuluçka döneminden sonra birdenbire başlar. Belirtileri mevsimsel gribe benzer. Virüsü aldıktan kısa süre sonra yüksek ateşle hastalık başlar. Kuru öksürük, baş ağrısı, tüm vücutta yoğun kas ağrıları, boğaz ağrısı ve şiddetli halsizlik eşlik eden bulgulardır ve hasta kişiyi en az 3-5 gün süreyle yatağa bağlar. Yorgunluk ve halsizlik daha uzun sürebilmesine rağmen sağlıklı kimselerde grip semptomları yaklaşık bir hafta sürer. Bazı kişilerde ishal ve kusma görülebilir. Soğuk algınlığı yanlış olarak grip ile karıştırılmaktadır. İki hastalıkta viral bir enfeksiyon olmakla birlikte, farklı hastalıklardır ve farklı virüslerle oluşturulmaktadırlar. Soğuk algınlığı yada nezle de şikayetler daha hafif seyirlidir, yüksek ateş beklenmez, ancak fazla miktarda burun akıntısı mevcuttur.

Okul çağındaki çocuklar gibi kalabalık ortamlarda bulunanlarda hastalığa yakalanma oranı yüksek iken, yaşlılarda ve altta yatan hastalığı olanlarda gribe bağlı ölüm oranı yüksektir. Her yaş grubunda tehlikeli olabilmekle birlikte özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, kalp-akciğer-böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi hastalığı olan her yaştaki kişiler, AIDS, kanser gibi bir hastalık veya kemoterapi nedeniyle bağışıklık sistemi yetmezliği olan kişilerde hayati tehlike oluşturmaktadır. Akciğer komplikasyonları en sık görülen komplikasyonlarıdır. Grip sonrası gelişen zatürre, ölümlerin başta gelen nedenidir.

Hastalığın teşhisi, burun akıntısı ve boğaz sürüntüsü gibi örneklerde virusun PCR ile saptanması veya kanda hastalığa karşı gelişen antikorların gösterilmesi ile konabilir. Ancak bu yöntemler zaman alıcıdır. Bir salgın sırasında genellikle klinik bulgular ile tanı koymak kolaydır. Ancak son yıllarda hızlı tanı testleri de geliştirilmiştir. Bu testler ile klinik örneklerden saatler içinde virüsün antijenleri saptanabilmektedir.

Tedavi de yatak istirahatı, bol sıvı alımı, ağrı kesici ve ateş düşürücüler, öksürük kesiciler gibi ilaçlar ile semptomatik tedavi önerilir. Komplikasyonlar yakından takip edilmeli ve uygun şekilde tedavi edilmelidirler. Hastalığın tedavisi ve proflaksisinde kullanılan antiviral ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçların 36-48 saat içinde başlandığında semptom süresini kısalttıkları ve komplikasyonları azalttıkları saptanmıştır. İlaçlar doktor kontrolünde kullanılmalı, grip için risk gruplarına tedavi uygulanmalıdır. Korunma amaçlı olarak, örneğin yurt dışına giderken ilaç alınması önerilmez.

Mevsimsel influenza aşısına ek olarak domuz gribi için influenza H1N1 aşıları önerilmektedir. Pandemik grip (H1N1) aşısı; hastalığın daha ağır seyretme riski olanlara ve işgücü kaybı nedeni ile hizmette aksamalara neden olacak gruplara yapılacaktır. İnfluenza H1N1 aşısı gereken riskli gruplar; 6 aydan 24 yaşa kadar olanlar,  küçük bebeklere bakanlar,  gebeler (gebeliğin her döneminde),  24-65 yaş arasında kronik hastalığı olanlar ve sağlık çalışanları olarak belirlenmiştir.

Aşı mevsimsel grip aşısının üretildiği yöntemle üretilmektedir. Uzun süredir deneyimin olduğu bir aşı olduğundan yan etkilerinin benzer olacağı düşünülmektedir. Bazı firmalar aşının koruyucu "antikor" yanıtını artırmak üzere aşıya katkı maddesi (adjuvan) eklemektedir. Bu madde de yine uzun süredir aşı üretiminde kullanımda olan bir maddedir. Aşı, mevsimsel grip aşısı ile birlikte ya da daha sonra uygulanabilir. Uygulanan aşı kesinlikle gribe neden olmaz.

Korunmada en etkin önlem, tüm enfeksiyonlarda olduğu gibi düzenli ve sık ellerin yıkanmasıdır. Vücut direncinin yerinde olması için genel sağlık önlemlerine dikkat etmek gerekir, uykusuz kalınmamalı, fiziksel aktivite sağlanmalı, günlük stres kontrol edilmeli, bol sıvı ve besleyici gıdalar alınmalıdır. Hasta kişiler ya da ateş, öksürük gibi semptomları olup tanı konulmayan kişilerle yakın temastan kaçınılması gerekmektedir. Yine hasta kişinin çevresine bulaşmayı azaltmak için maske takması önerilebilir. Hastayla her temastan sonra el yıkama unutulmamalıdır. Yine ortamın havalandırması da oldukça önemlidir. Cansız yüzeylerin çamaşır suyuyla silinmesi yeterlidir.

            Özetle başkalarına bulaştırmamak için;

·         Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun kapatılmalıdır. Kullanılan mendiller hemen çöpe atılmalıdır.

·         Eller sabunlu suyla yıkanmalı, su ve sabuna ulaşılamazsa alkollü temizleyiciler  kullanılmalıdır. El hijyenine uyulması en önemli kontrol önlemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

·         Eller ağız ve buruna götürülmemelidir, virus bu yolla yayılabilir.

·         Hastalardan uzak durulmalıdır.

·         Hastalanınca vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.

·         Hastalanınca okula ve işe gidilmemesi önerilir.

Son Güncelleme:

Uzm. Dr. Ramazan GÖZÜKÜÇÜK
ENFEKSİYON HASTALIKLARI ve KLİNİK MİKROBİYOLOJİ UZMANI

09 Kasım 2009 Pazartesi


Uzm. Dr. Ramazan GÖZÜKÜÇÜK Sağlık Rehberi Yazıları »

Enfeksiyon Hastalıkları Ünitesi Sağlık Rehberi Yazıları »

« Diğer Sağlık Rehberi Yazıları

Tasarım & Yazılım: Birtek Bilişim
Copyright © 2010, Tüm hakları Hisar Intercontinental Hospital'e aittir.
Site Haritası »