JCI Accreditation
For International Patients
444 5 888
Horlama Tedavisi

 

Yüksek sesli horlama uykuda solunum ciddi bir sağlık probleminin habercisi olabilir. Horlama solunum yollarındaki hava pasajının yeterli açıklıkta olmadığına işaret etmekte olup, oldukça şiddetli bir horlama dar bir alandan hava geçişinin zorlanarak yapıldığını göstermektedir. Yetişkinlerin %10 ile %30’unda horlama görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu kişilerin çoğunda horlama basit horlama adı verilen ciddi sağlık problemlerine yol açacak boyutta değildir. 100 kişiden yaklaşık beşinde şiddetli horlama ile birlikte uykuda nefes durmalarının, dolayısıyla obstrüktif uyku-apne sendromu adı verilen hastalığın var olduğu öngörülmektedir.

   

Uyku Apne Sendromu

Normal çocuk ve erişkinlerde solunum yolunu açık tutan kasların kasılmasıyla üst solunum yolu açık kalır. Bu kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst solunum yolunda hafif bir daralma meydana gelir, ancak bu durum hava geçişinde problem yaratacak düzeyde olmaz. Oysa uyku-apne sendromunda uykuda üst hava yollarında ortaya çıkan daralma solunumu ciddi düzeyde güçleştirir. Bu bölgedeki daralma ki bu zaman zaman tam kapanma da olabilir, beyinde solunumun güç yapıldığına dair uyarılmaya sebep olarak solunum eforunun giderek artmasına yol açar. Bu olayların solucunda beyinde uyanıklık reaksiyonu meydana gelir ve uyanıklıkla birlikte solunum kasları aktifleşerek üst solunum yolunun açılmasını sağlar. Bu rahatlamayla birlikte tekrar uykuya dalmak mümkün olur. Solunumdaki zorlanma ve rahatlama ile karakterize bu döngü gece içerisinde uykunun sürekli bölünmesine neden olarak sabah yorgun uyanmaya yol açar. Bir kişinin uykuda tıkanması, gece içerisinde sürekli uyanıklıklar yaşaması ve ertesi gün yorgun ve uykulu olması haline “Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu” adı verilmektedir.

Uyku apnesi iki türdedir:

Belirtileri

Nedenleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesi sonucunda oluşur. Bu kaslar yumuşak damağa, küçük dile, yutağa ve dile aittir. Bu kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında hava yolu daralır ve bir süre için solunum durur. Bunun sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır, beyin bu azalmayı algılar ve uyku derinliğini azaltarak hava yolunun tekrar açılmasını sağlamaya çalışır. Uyku derinliğinin azalmasını takiben bazı kişilerde bir iki kısa derin nefes alma ile bazı kişilerde ise şiddetli horlama ve yutkunma sesleri ile solunum tekrar başlatılır. Bu durum bütün gece saatte 20-30 kere tekrarlayabilir. Bu derecede uyku apnesi olduğunda derin uykuya geçmek hiç mümkün olmaz, kişi bütün uykusunu solunum çabası içinde geçirir ve gündüz uyuma ihtiyacı duyar. Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zannederler. Merkezi tipte uyku apnesi çok daha nadir görülür ve beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller göndermemesi sonucunda ortaya çıkar. Kanda karbondiositin artması ve oksijenin azalması uyanma ile sonuçlanır. Merkezi tipte uyku apnesi olan hastalar uyanma dönemlerini tıkayıcı tipte apnesi olan kişilere göre daha fazla hatırlarlar.


Risk Faktörleri

Tıkayıcı tipte uyku apnesi

Merkezi uyku apnesi

Her iki apne türünde de kalp yetmezliği ve hipertansiyon gelişme riski vardır. Apne sırasında kandaki oksijenin ani düşmeleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur. Bunun sonucunda da beyin kanamasına bağlı felç ve kalp yetmezliği gelişme riski artar. Kalp hastalığı olan kişilerde uyku apnesinin neden olduğu oksijen düşüşleri kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırmaktadır.

Ne zaman hekime başvurmalısınız?

Değerlendirme ve tanı

Uyku apnesinin nedeni ve yol açtığı sorunlar birden çok sisteme ait olabildiği için KBB, Göğüs Hastalıkları, Kardiyoloji ve Nöroloji uzmanlarının ayrı ayrı değerlendirmeler yapması gerekebilir. KBB uzmanının değerlendirmesi muayene ile başlar. Bu muayenede doktorunuz burundan başlayarak nefes borusuna kadar havanın geçtiği alanlarda daralmaya neden olabilecek şekil değişikliklerini arayacaktır. Bundan sonra, bir uyku çalışması (polisomnografi) ile uykuda vücudun çeşitli fonksiyonlarının kaydedildiği bir incelemenin yapılması gerekir. Uyku çalışması, bir uyku laboratuarlarında veya evde yapılabilir. Uyku çalışmasında vücudunuzdan bir cihaza bağlanan kablolar ile uyku sırasındaki solunum ve dolaşım faaliyetleri, beyin dalgaları, burun ve ağızdan geçen hava akımları, kol ve bacak hareketleri, kandaki oksijen düzeyi, horlama sesi, vücut pozisyonları gibi bir çok kriter sürekli kaydedilir ve inceleme sonunda bilgisayarlı sistemlerde değerlendirilir. Doktorunuz ayrıca hava yolunun dar bölgelerini değerlendirmek ve üzerinde ölçümler yapmak için sizden "sefalometri" adı verilen özel bir röntgen filmi isteyebilir.

Uyku apnesinin neden olduğu sorunlar

Yapılması gerenler

Tedavi

Uyku apnesi çoğunlukla kendiliğinden düzelmez. Tedavisinde kullanılan bir çok yöntem vardır. Hava yolunu açmak için çeşitli araçlar kullanılabilir. Bazı durumlarda da ameliyatlarla tedavi daha iyi sonuçlar verir.

Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi:

1. PAP cihazları: Tıkayıcı uyku apnesinde en etkili tedavi yöntemi, burun üzerine yerleştirilen bir maske aracılığıyla solunum yoluna basınç veren bir cihazla uyumaktır. Çalışma prensiplerine göre CPAP (continuous positive airway pressure, biPAP (bilevel positive airway pressure), aPAP (automatic positive airway pressure) isimleri verilen verilen farklı türleri vardır.

 2. Cerrahi tedaviler: Uyku apnesinde cerrahi tedavilerin amacı hava yolunu kapatan dokuların alınması, küçültülmesi, veya gerginleştirilmesidir.

Faringoplasti ameliyatları: Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta küçük dil, yumuşak damak ve bademcikler çevresindeki dokulara yeniden şekil verilir. Çoğu zaman bu işlemlerle birlikte bademcikler de alınır. Ameliyat sonrasında iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyatlar uyku apnesinin cerrahi tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerdir.

Radyofrekans cerrahisi (RF): Uyku apnesinde çoğunlukla diğer cerrahi yöntemlere yardımcı olarak kullanılan bu yöntemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine ve gerekiyorsa dilin arka kısmına özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu ve dil içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini ve dil kökünün küçülmesini sağlar. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve 3 ay aralıklarla olmak üzere birkaç uygulama tekrarı gerekir. 

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama yöntemi           

Yumuşak damağa radyofrekans uygulama bölgeleri          

Dil köküne radyofrekans uygulama bölgeleri

Dil kökünü öne çekmeye yönelik ameliyatlar: Bu ameliyatlar dil kökünün hava yolunu tıkadığı hastalarda dil kaslarının bağlı olduğu hyoid kemiğin veya çene kemiğinin bir parçasının öne çekilerek solunum yolunun genişletilmesini sağlar.

Diğer yardımcı cerrahiler: Burun bölmesi eğriliğinin (septum deviasyonu ) düzeltilmesi, müzmin sinüzitin cerrahi tedavisi , büyük bademciklerin (tonsillektomi) ve varsa geniz etinin alınması (adenoidektomi), çene yapısında bozukluk varsa çene kemiklerinin pozisyonunu düzeltici cerrahiler uyku apnesini tedavi etmek amacıyla kullanılmaktadır.

Trakeotomi: Bu cerrahi yöntem ancak diğer tedavi yöntemleri işe yaramadığında ve hayati tehdit oluşturacak derecede şiddetli uyku apnesinde nadiren kullanılır. Boyundan nefes borusuna açılan bir delik ve bunun içine yerleştirilen bir kanül aracılığıyla nefes alınması sağlanır. Gündüz kapatılabilen bu açıklık uyurken havanın tıkanan boğaz bölgesine uğramadan doğrudan nefes borusuna ulaşmasını sağlar.

3. Ağız içi aparatlar: Dental aparatlar alt çeneyi ve dili öne çekerek hava yolunu açık tutmayı amaçlayan, sadece hafif dereceli apnede kullanılabilen protezlerdir. Bu protezlerin her gece uykuda ağza takılması gerekir ve her hastanın diş kalıbı alınarak o hasta için özel olarak üretilirler.

04.11.2015 tarihinde güncellenmiştir