JCI Accreditation
For International Patients
444 5 888
Omurga Hastalıkları (Servikal Spondiloz)

 

Servikal spondiloz yaşa bağlı olarak tekrarlayan minör travmalar sonucu boyundaki eklemlerin etkilendiği, genellikle 40 yaşını geçmiş insanlarda görülen ve yaşla birlikte progresyon gösteren, servikal osteoartrit olarak da bilinen bir hastalıktır. Özellikle servikal (boyun) omurlarının en hareketli olduğu bölgelerde ( C4-C5, C5-C6, C6-C7 ) görülür. Her iki cinsi de eşit etkilemekle birlikte erkeklerde kadınlara oranla daha erken yaş grubunda ortaya çıkar. İnsan yaşlandıkça sırt ve boyun omurgamızı oluşturan kemik ve kıkırdaklar ilerleyici bir dejenerasyona maruz kalır ve bazen bunun sonucunda osteofit adı verilen düzensiz kemik çıkıntılar oluşur. Birçok insanın radyolojik görüntüleme tetkiklerinde bu bulgu saptansa da bazen hiçbir şikayete neden olmayabilir. Servikal spondilozda servikal omurilikten çıkan sinirlerin biri veya birkaçının bası  altında kalması radikülopati denilen tablonun ortaya çıkmasına neden olur. Osteofit denen kemik çıkıntılar omurga kanalının daralmasına yol açarak omuriliği basıya maruz bırakır. Bunun sonucunda da myelopati denilen omurilik zedelenmesi ortaya çıkabilir. Yüksekten düşme ve trafik kazası gibi travmalar ani olarak o ana kadar bulgu vermemiş servikal spondiloz vakalarında omurilik zedelenmesini artırabilir.


Bulgular: 

Risk Faktörleri: 


Ne zaman hekime başvurmalı?


Tanı: Hastalığın tanısı, şikayetler ve hikayenin alınmasından sonra yapılan nörolojik muayene ve buna göre istenecek olan radyolojik görüntüleme yöntemlerinin yardımıyla konur. Omuriliğin ve sinir köklerinin bası altında olup olmadığının anlaşılabilmesi için reflekslerin,kol ve bacakların kas gücü ve duyu muayenelerinin yapılması gerekir.Servikal spondiloz ayrıca boyun hareketlerinde de kısıtlanmaya yol açabilir, bu da muayenede saptanabilir. Görüntüleme tetkiklerinden servikal direkt grafi, servikal bilgisayarlı tomografi (BT) ve servikal manyetik rezonans (MR)  istenebilir ve bunlarda saptanan kemik çıkıntılar, omurilik ve sinir köklerine olan basının görülmesi veya omurlar arasındaki disklerdeki fıtıklaşmalar görülerek tanıya gidilebilir.
Tedavi: Olgulardaki klinik durumun şiddetine göre cerrahi olmayan (medikal-konservatif) tedavi veya cerrahi tedavi tercih edilir.


Cerrahi Olmayan Tedavi:


Cerrahi Tedavi: Konservatif medikal tedaviler işe yaramaz, hastanın boyun ağrısı geçmez veya nörolojik bulguları daha da kötüleşirse cerrahi girişim yapılması düşünülür. Uygulanacak cerrahi girişim hastanın mevcut durumuna neden olan patolojiye göre değişir. En çok kullanılan cerrahi yaklaşımlar anterior (önden) ve posterior (arkadan) yaklaşımlardır.

Anterior yaklaşım: Boynun ön kısmına yapılan bir insizyonla yemek borusu (özafagus) ve soluk borusu (trakea) ekarte edilerek boyun omurlarına ulaşılır. Bu noktada cerrah altta yatan patolojiye göre omurlar arasındaki fıtıklaşmış diski veya kemik çıkıntıları çıkartır. Bu yaklaşımla omuriliğe olan bası için iki disk ve arasında kalan omur çıkartılır (korpektomi). Burada oluşan boşluk bir implant (korpektomi kafesi) veya hastanın kendisinden alınan ya da yapay kemik grefti ile desteklemek mümkündür.

Posterior yaklaşım: Bu yaklaşımla omurga kanalının bir veya birkaç mesafe süren darlıkları arka elemanların alınması ile omurilik kanalının rahatlatılması esasına dayanır.(Laminektomi)
Burada gerekli görülür ise arka elemanların alınması sonrası omurganın stabilitesinin bozulmaması amacıyla titanyum vidalar ile posterior stabilizasyon yapılır

Cerrahinin Riskleri: Bu tip cerrahi girişimler sonrası infeksiyon, ameliyat sırası ve sonrasındaki kanamaya bağlı riskler, ameliyat sırasında omuriliği çevreleyen zar(dura) yırtılmasına bağlı beyin-omurilik sıvısı kaçağı, hastanın ameliyat sonrası uzun süre yatar vaziyette harketsiz kalmasına bağlı gelişebilecek derin ven trombozu ve buna bağlı komplikasyonlar gibi problemler ile karşılaşılabilir.

03.11.2015 tarihinde güncellenmiştir