JCI Accreditation
For International Patients
444 5 888
Pankreas Kanseri

 

Çok zengin lenf ve sinir ağlarına sahip olan ve bulunduğu yer itibariyle de zor belirti veren pankreas kanseri, erken dönemde yakalanması oldukça zor olan bir kanser türüdür. Midenin arkasında enlemesine yerleşmiş sünger kıvamında bir organdır. Baş kısmı oniki parmak barsağıyla, kuyruk kısmı ise dalakla komşudur. Çeşitli hormonlar ve enzimler salgılamakla yükümlü olan pankreas, salgıladığı İnsülin ve Glukagon hormonları ile kan şekerini düzenler. Bu iki hormon düzgün çalışmazsa diyabet yani şeker hastalığı gelişir. Ayrıca pankreas salgıladığı enzimlerle de yağ, protein ve karbonhidrat sindirimine yardımcı olur.

 

Pankreas kanserinde risk faktörleri

Pankreas kanserinin nasıl geliştiği henüz bilinmese de diyabetik hastalarda veya kronik pankreatiti (uzun süreli pankreas iltihabı) olan kişilerde daha sık görüldüğünü söylemek mümkündür. Sigara içiyor olmak bu hastalıkta diğer kanser türlerinde olduğu gibi önemli bir risk faktörüdür. Daha çok 50 yaşından sonra görülür. Kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık rastlanır. Vakaların küçük bir kısmı aileden genetik yolla geçebilmektedir.

 

Belirtileri nelerdir?

Pankreastaki bir tümör başlangıçta hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle hastaların birçoğunda pankreas kanseri ilk tespit edildiği anda genellikle ilerlemiş durumdadır. Erken bulguları arasında; koyu renkli idrar, yorgunluk-halsizlik, sarılık (önce gözün beyaz kısmında başlar sonra tüm cilde yayılır), iştah ve kilo kaybı, bulantı-kusma veya karnın üst kısmında arkaya, sırta doğru vuran ağrı sayılabilir. Bunların dışında ishal veya hazımsızlığa da rastlanabilir.

 

Kanser tanısı nasıl konur?

Tümörün pankreastaki yerleşimine göre belirtiler farklı olabilir. Pankreas başındaki tümörler daha çok sarılık ile kendini gösterirken, gövde ve kuyruk tümörleri daha sıklıkla kilo kaybı ve ağrı ile ortaya çıkarlar. Tanıda ultrasonografi, karın tomografisi veya MR kullanılır. Tümör belirteçlerinden CEA ve CA 19-9 değerleri yükselmiş olabilir. Bazen kesin tanı için iğne biyopsisi ile şüpheli lezyondan örnek almak gerekir. Fakat kimi zaman tanı o kadar çok belirgindir ki ameliyat kararı biyopsi alınmaksızın da verilebilir.

 

Pankreas kanserinde tedavi yöntemleri

Eğer kanser çok ileri bir safhada değilse tek tedavi yöntemi cerrahidir. Pankreas başı tümörleri için pankreatikoduodenektomi yani Whipple Ameliyatı yapılır. Bu girişimde midenin uç kısmı, ana safra kanalı, safra kesesi, oniki parmak barsağının tamamı ve pankreasın baş kısmı alınır. Zor ve uzun bir ameliyattır. Gövde ve kuyruk tümörleri içinse dalakla beraber pankreasın sorunlu kısmının alınması yeterli olur. Nispeten daha kolay bir müdahaledir. Eğer hastanın genel durumu çok kötü veya sarılığı çok ileri bir safhada ise, zaman kazanmak açısından, bazen ERCP (anestezi verilmeden, endoskopla ağızdan girilerek yapılan bir işlem) ile ana safra kanalına stent konarak hastanın sarılığının bir miktar azalması amaçlanır. Kimi zaman ameliyat edilemeyecek kadar ileri vakalarda kalıcı stentler yerleştirildiği de olur. Tümör çıkarılamayacak durumdaysa radyoterapi ve kemoterapi denenebilir. Eğer kanser başka organlara da sıçramışsa sadece kemoterapi uygulanır. Cerrahi uygulanan hastalar ameliyattan fayda görür. Ancak ne yazık ki hastaların % 70-80’inin tanı anında hastalığı ilerlemiş bir safhadadır. Ameliyat olan hastalara ameliyat sonrası dönemde, hastalıklarının evresine göre kemoterapi veya radyoterapi de verilir.

 

Pankreas kanserinden korunma yolları

Doğrudan bir korunma yolu ve kesin bir önlem olmamakla birlikte sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek çok önemlidir.

Geçtiğimiz yıllarda bilgisayar dünyasının yaratıcı dehası Steve Jobs’u kaybettik. Yeryüzünde birçok kişi onu pankreas kanseri sayesinde tanıdı. Ya da tam tersi oldu, pankreas kanseri onun sayesinde yeniden gündeme oturdu. Pankreas kanserine yakalanan bir diğer ünlü karakter de Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez. Birisi kapitalizmin yarattığı bir kahramandır, diğeri ise kapitalizme ve onun yarattığı her şeye karşıdır. Yaşadığımız dünyayı değiştirme iddiasında olan bu iki ünlünün, kötü kaderleri haricinde, belki de tek ortak noktaları her ikisinin de deneysel tedavilere katılmak isteği oldu. Jobs Amerika’nın seçkin kliniklerinde derdine çare aradı ancak savaşı kaybetti. Chavez ise Küba ve Brezilya’da tedavi olanaklarını sonuna kadar kullanmaya devam ediyor.

 

01.06.2015 tarihinde güncellenmiştir